Genç Cazcılar

Konuştuk Uraz Kıvaner'le...

Ankara Doğumlusunuz ve bu kent çok önemli caz müzisyenlerini farkında olmadan da yetiştirmiş. Bu kentin sizin müziğinizde ve kariyerinizde etkisi oldu mu?

Evet haklısınız çok önemli müzisyenler yetişti ve de yetişmeye devam ediyor. Benim gelişimime katkısı ben farkında olmadan oldu çünkü daha çok küçük bir yaşta babamın geceleri canlı Caz Müzik yapılan kulübünde geceleri uyuya kalırdım. Ve de Tuna Ötenel, Durul Gence gibi duayenlerimizin enstrumanlarının etrafında dört dönerdim. Ankara’da kaldığım 8-9 sene zarfında zaten evimizden Pop Caz , Latin Caz ve Geleneksel Caz müzik eksik olmazdı. Yani anlayacağınız zehirlenme çok küçük yaşta başladı ;-) Babam sağolsun ilk oyuncaklarım da çocuk davul seti ve ufak bir Casio Klavyeydi. Özetleyecek olursak ailem ve Ankara çevresinin iç dünyamda oluşan müzik stillerinin gelişiminde büyük rolü oldu .

Polonya’nın sizin için önemi…

Polonya , üniversiteden mezun olur olmaz gittiğim ve de kariyerime başladığım ve de yerleşmeye karar verdiğim bir ülke olduğu için çok önemli . Orası bana , bir ülkenin sanata bakış açısının nasıl olması gerektiğini öğretti. Bir Caz Kulübüne gittiğinizde her yaştan her kesimden insanı görmek zaten bunun en büyük kanıtlarından birisi. Halka açık uçsuz bucaksız parklarda insanlara ücretsiz Chopin konserleri yapılması , her yıl bütün yaz boyunca eski Şehir meydanında Varşova Belediyesinin, halkın ücretsiz bir şekilde faydalanması için uluslararası düzeyde bir Caz Festivali tertiplemesi gibi bir sürü örnek bana neden bu tarz ülkelerden inanılmaz sanatçılar çıktığını ve de eğitim düzeylerinin neden bu kadar yüksek olduğunu anlama fırsatı sundu.

Tuna Ötenel’den neler öğrendiniz?

Çok kısa ve net bir cevap verebilirim. Adam gibi bir Caz Müzisyeni olmasını öğrendim. Onun sayesinde kiminle çalarsam çalayım etrafıma saygılı bir biçimde müziğe adapte olmam gerektiğini anladım. Hayatıma büyük etkisi olan ve de bana göre iyi müzisyenle “ok” müzisyeni birbirinden ayırt etmemizi sağlayan ,değişik çalım stillerinin doğru zamanda kullanımını çok güzel bir şekilde betimleyen “nabza göre şerbet” deyimini hayatıma sokan kişidir sevgili Tuna Ötenel. Etrafına ve topluma saygılı ,diğer müzisyenleri hor görmeyen ve de müziği, şov yapmak için değil , hislere tercüman olması için yapılması gerektiğini bana öğreten kişidir. Ve de en önemlisi Caz’ın bir hobi değil yaşam tarzı olduğunu anlamamı sağlayan tarihimizin en önemli sanatçılarındandır.

Chet Baker ses tonu dışında da sizi etkiledi mi?

Sadece ses tonuyla değil müziğe yaklaşımıyla da beni etkilemiştir. Kendi zamanındaki müzisyenlerden farklı olarak trompet çalarken ortaya koyduğu fikirler , çaldığı arkadaşları ile tamamen aynı olmak yerine onları destekleyici melodik diziler olmuştur. Çalım sitilindeki sadelik ve de romantizm aynen sesine ve şarkıcılığına da yansımıştır. Malesef hayatı farklı bir biçimde algılayıp benim pek de tasvip etmediğim bir uyuşturucu alışkanlığına kendini kaptırmıştır ama benim için onun müzisyen kimliğinden hiç bir şey eksilmemiştir. Chet Baker kendi filozofisi olan çok önemli bir müzisyendi ve de hala insanlar onun eski kayıtlarını büyük bir hayranlıkla dinliyorlarsa zaten bu dehayı karalamaya hiç bir şeyin gücü yetmez…

Albümünüzün çıkış hikayesi nedir?

33 yaşında çıkardığım Albümüm, aslında kendi hayatımdaki korkaklığımın ve çekingenliğimin en büyük kanıtıdır. Bu kadar senedir caz müziğinin içinde olup turneler yapmış ve de kendi bestelerini insanlarla paylaşmış biri olarak kendi albümümü yapmak bana bu kadar ürkütücü gelmemeliydi ;-) Beraber çalıştığımız bir arkadaşımız olan Joy Voeth’un albümünün kaydını yaparken beraber çalıştığımız sevgili dostum Ozan Musluoğlu’nun kışkırtması sonucu benim albümüm için bir kayıt tarihi alınmış ve de çalışmalara başlanmıştır. Ve de aslında albümü 2010 Kasım’da kaydetmemize rağmen bazı bürokratik engellerden dolayı çıkışı 2012 Mart’ı buldu. Anlayacağınız hem geç hem de güç oldu ama değdi , önemli olan bu ;-)

Türk halk müziğinde sizi etkileyenler kimler?

Aşık Veysel , Neşet Ertaş gibi kökleşmiş isimler beni çok etkilemiştir. Ama son yıllarda yapılmaya çalışılan kültür sentezleme çabaları da hoşuma gidiyor. Kubat mesela bence güzel bir iş çıkarıyordu. Tesadüfe bakın ki askerdeyken onun ekibinde bağlama çalan ve de aslında kendi de herkes tarafından bilinen çok önemli bir halk müziği sanatçısıyla can ciğer dost olduk. Ve de onun müziğe karşı olan yapıcı ve açık görüşlü tavrı beni çok etkiledi ve de kendisinin albümümde yer alması bana büyük şeref verdi. Bahsettiğim kişi herkesin çok iyi tanıdığı bağlama virtüözü ve de Bozlağ’ın en iyi yorumcularından biri olan İsmail Altunsaray.

İmajınıza önem veriyor gibi görünüyorsunuz? Albüm fotoğraflarınız oldukça iyi ve internette bir moda çekimlerinde de görünüyorsunuz. Aklımıza danıştığınız stilistler var mıdır sorusu geliyor…

Özellikle “benim imajım bu olsun” diye tasarlanmış bir şey yok açıkçası. Genelde bana neyin daha çok yakıştığını düşünüyorsam onu giymeye çalışıyorum. Benim için markalar değil nasıl göründüğü önemlidir. Bu yüzden ne beraber çalıştığım bir marka var ne de danıştığım stilistler…