Askere Saygın Bir Dostumuzu Uğurluyoruz
İçsel bir monolog, dışsal bir veda… Yahut kapsama alanı dışına çıkarken…
Jazz aslında bilinçli bir kaza yapma şekli, kendi içinde kaotik bir düzen aslında…Müzik de başlı başına öyle, sınırları kaldırmayı bilene ya, neyse… Ne mutlu o evrenin içinde kaybolmayı keşfedene… Aslında hayat gibi de bir nebze, yanlışlar bazen doğru gibi, doğrular bazen yanlış gibi, herşey ezber bozan bir düzen içinde ahenkle dans ediyor. Tabi dinlemeye ve anlamayı istemeye dayalı bu hazza nail olmak, bilhassa jazz ve modern müzikler için geçerli bu son dediğim. Bana istediğiniz kadar ölçülerden,notalardan, teknikten bahsedin. Dinlemiyorsanız ve sadece notaları bildiğiniz için çalıyorsanız, ya da takip ederek yazanları, bence sadece çalarsınız. Ama dinleyip o düzensizliğin içinde kendinizi kaybedip sonra tekrar buluyorsanız, o an müziği ve jazz ı yaşıyorsunuzdur. Kısaca Jazz yapıyorsunuzudur artık… Düşünün ki hiçbir zaman konuşurken kaç cümle kurduğumuzu düşünmeyiz bile. Jazzda tüm müziklerden farklı olarak böyle, doğal ve samimi bir konuşma gibi benim için. Tutarsızca ve özgürce cümlelerin söylendiği lirik ve masalsı,büyüleyici bir sessel diyalog. Bu diğer modern müzikler için ve benim sevdiğim modern kafalı besteciler içinde öyle, Aydın Esen, Wayne Shorter vb örneklere bakanlar, görmek isterlerse görürler… Sevdiğim müzisyenlerin sevilmelerinin ardındaki giz de bu birazda. Kendilerini kasmadan ama bir o kadar net ve özgürce ifade edebilmeleri, konuşurken anlaşıldığından emin olan makur ve naif biri edasıyla müziğin nefes alıdığımız hava gibi tüm kainatı dolaşıp, usulca süzülerek kulaklarımızdan futursuzca girmesini sağlamaları…Caz ve dengi müzikleri, belki de yarının cazı yada geleceğin müziği denen şeylerin şu an yaşandığını belkide görmek zor birçokları için ama zaman görecelidir kavramını yeterince sindirip anlayanlar, müziğin doğasını ve atom altı parçacıklarını bile görebilirler isterlerse, sesleri biz yok zannederken bile gören, duyan, yazan, çizen ve çalan insanların varlığını ve kozmik bir ahengin olduğunu anladıkları tam o saniye de hemde. İşte burada da tercihler ve zevkler giriyor işin içine. Araştırmaktan korkamayan bizim gibi bazı insanlar, kimi zaman bir takım yıldızı teleskoptan izler gibi, kimi zamansa hassas bir elektron mikroskobuyla inceler gibi bu müziği icra edenleri inceliyor, hayatının bir parçası yapıyor ve bunu nefes almalarını sağlayan geçici bir oksijen ünitesi gibi görüyor. Anlamak için tek ihtiyacımız olansa, sadece duyduklarımıza cevap vermek, aynı cazın temelinde olduğu gibi… Siz evrene ne veriyorsanız o da size onu verecektir. Biraz karmasal bir hadise var kısaca. Ancak böyle bence insanlar içsel huzuru ve akabinde de toplumlar huzur yakalayacaklardır. İşte tüm bu bilinç haliyle, kulağımda Wayne Shorter Quartet’ i ve en çokta favori davulcum Brain Blade’ i son kez dinleyerekten askere gidiyorum. Aradığınız kişiye 6 ay boyunca ulaşılamayacak da olsa, siz kendinize iyi bakın, kısa bir süre sonra tekrar görüşmek üzere. Yapacak daha çok güzel işler var… Herşeyin ötesinde müzik var… Güzellikleri paylaşın,korkmadan verin, size tekrar fazlasıyla geri döndüğünü göreceksiniz…
Sevgilerle, S.Mehmet Çağlar