Genç Cazcılar

Jamzz Sohbetleri, Nilay Tezsay

’’Ben hep, olmayan şanslarımı yaratıp kullandım’‘

21. Akbank Caz Festivali kapsamında ilk kez düzenlenen ’’Jamzz Genç Yetenekler Yarışması’’ katılımcılarından Nilay Tezsay ile çok samimi bir muhabbet…

Boğaziçi Caz Korosu Avusturya’da düzenlenen World Choir Championships yarışmasına gidilecek ve deliler gibi sponsor arıyor. Ben de o zamanlar koronun bu tarz işleriyle biraz biraz ilgileniyordum. Bir gün koromuzun şefi Masis Aram Gözbek dedi ki; “Nilay’ı bul. O bu işleri geçen sene Çin’deki yarışmadan ötürü çok iyi biliyor.” İçimden: “Nasıl bulacağım ben şimdi bu kızı?” dememe rağmen aradım, taradım ona ulaştım, peşini bırakmadım. Koskoca Nilay Tezsay, işe elini bir attı. Oh… “Ben elimden geleni yaptım. Organizatör konumum bende bazen maddi ve manevi çöküntüler oluştursa da hepimiz buna inanarak gittik ve kazandık.

20/10/1980 Almanya – Frankfurt doğumlu Nilay Tezsay, “Rüzgarın Uğultusu” adlı ilk bestesini ilkokul 2’de yapmış. “Aynanın karşısına geçip bir cismi mikrofonlaştırıp hiç şarkı söylemedim. Çünkü bu olacaksa sahnede ve tüm ihtişamıyla olmalıydı. Daha çok küçükken iyi bir müzik canavarıydım, Frankfurt’ta 3 yaşındayken çizgi filmler yerine sürekli müzik kanallarını ve klipleri takip ederdim. Sonrasında girdiğim her okulda, korolarında şarkı söyledim. Ortaokulda “Sound of Music” müzikalinde oynadım. Üniversite’de tiyatro kulübündeydim…

Marmara Üniversitesi – Patoloji Laboratuvar Teknikerliği, ardından İstanbul Üniversitesi – Veteriner Fakültesini bitmiş, son olarak Anadolu Üniversitesi – Sağlık Kurumları işletmeciliği başlamış… “İstanbul’da Yabani Hayvan Rehabilitasyon Merkezi ve Kreşini kurmak, başhekimi olmak istiyorum. Bunu birgün gerçekleştireceğim!

Moda’daki İstasyon Sanat Merkezi’nde Mehmet Sungur’dan solfej dersleri almış. Hocasının önderliğinde Deep Fear grubunda solistiğe başlamış. İlk kez Hayal Kahvesi’nde, ardından Harbiye’de Polat Renaissance’da sonra Captain Hook’ta sahne almış. ‘DJNR’ isimli gruplarında psychedelic tarz müzik yapmışlar. “Özgün, deli besteler söyledik. 17’imde kaçak olarak sahnedeydim :)” ve ardından ‘Marmelat’ isimli girlband’de yer almış. Dizi ve film müziklerinde, bir çocuk programının müziklerinde yer almış. Yabani Hayvanlar Rehabilitasyon Merkezi yaptırma hayaliyle ‘Bir Dilek Tut’ isimli yarışmaya katılmış.

Küçük yaşlarda ilgi duyduğu rock, blues, funk müziği zamanla yerini caza bırakırken, gitara olan ilgisini keşfeder.. “17 yaşındayken büyük ablamın sevgilisinin kafasında kırdığı bir gitar vardı. Sap kısmı kırılmıştı. Gittim nalburcuya, 2 metal parçası kestirdim, sonra kendim matkapla, eğeyle hem metali, hem maon ağacını yontarak gitarı bizzat tamir ettim. Akustiğine hiç bir şey olmadı biliyor musun? Sonrasında da haliyle besteler başladı, hiç bilmediğim güzel tınlayan akorlar buldum. Babamı andığım ‘Sus’ şarkısını ve yıllar sonra hayvanların acısını dile getiren ‘Yavrumu Ver Avcı’yı bestelemiştim…” Başka bir enstrümana ilgin oldu mu? “Hep vokal özelliğim önde olduğu için başka bir enstrümana odalanmak istemedim, çalmayı pek beceremiyorum da, malum eklemlerim modifiye, kolum ameliyatlı… Zorlamadım.

’’Taşların yerine oturduğu müzik: Caz…’‘

Caz vokal olma yolunda doğru adımlar atmaya çalışırken, Modern Müzik Akademisi’nde Vokal Sertifika Bölüme girmiş, “Meltem Taşkıran’ın sıkıştırılmış zamanda sıkı bir konservatuar eğitimi verdiğini gören bir kaç arkadaş kursu bırakınca tek vokal öğrencisi olma şerefine eriştim. Orada ilk stüdyo deneyimlerimi edindim. Meltem hocayla sürekli kayıtlar yapıyorduk, kendi sesimi dinleyip hatalarımı düzeltme imkanı bulmuştum.” Hocasının yönlendirmesiyle, besteci Fani Hodara ile Malta’da düzenlenen Golden Cross Singing Festival’a katılmış. Eser Taşkıran’ın düzenlemesini yaptığı, Figen Çakmak’ın ingilizce söz yazdığı, özgün bir beste olan “Alone” ile katıldıkları ve 38 katılımcının yer aldığı yarışmadan en büyük ödül olan Grand Prix ile Türkiye’ye geri dönmüş.

Bu güzel haberin tanıtımını o zamanki terör olayları dolayısıyla yapmak istemedim, yapamadım.” Ardından Nardis Jazz Club’ın düzenlediği Genç Caz Vokal yarışmasına katılmış. “Zuhal Foçan’a mail atmıştım, fazlasıyla bir tecrübe gerekli mi? Ne yapmalıyım diye? ‘En güzel tecrübe bu yarışmaya katılmaktır’ mesajını okudum ve katıldım. Finale kaldığımı öğrendiğimde hemen hocama koştum ve Meltem Hocam bir günde bana harika bir şarkı yaptı, Cihan Sezer de düzenlemesini yaptı ve ben 24 saat içerisinde öğrenip söyledim.” ‘Dayanmak Lazım’ isimli bu eserle katıldığı yarışmada, Polonya’daki Pulawy Caz Workshop’unu hakkıyla kazanmış. Ardından da Prag’daki Caz Workshop’una başvurmuş ve elemeyi geçerek Polonyalı Caz Vokalist Aga Zaryan’ın Master Class öğrencisi olarak özel eğitim almış, tarihleri peşpeşe gelen bu workshoplar sayesinde Pulawy’de Sibel Köse, Janusz Szprot, Bogdan Holownia, Sundar Viswanathan, Dante Luciani’den, Prag’da Aga Zaryan, Elsa Valle, Winand Gabor, Hana Peckova, Paul Bollenback’den hem ders almış ve birçoğu ile aynı sahneyi paylaşmış.

Gelelim ‘Bossa Night’ macerasına…

Albüm çıkarmayı çok istiyorum ama bunun için yeterli bütçem yok. Zaten bilgimiz de yoktu. 2 yıl önce, Serkan Bigay bir şarkısına vokal yapmamı istemişti. Ardından spontane bir klip fikri gelişti. İzmir’e gittik, çektik. Her şey çok kolay ve güzel gelişti. Belki de İstanbul’da bu kadar kolay olmazdı, evet olmazdı…” Nilay ve Serkan’ın oluşturduğu bu projenin adı ‘Third Eye Project’. Bu proje uluslararası bir boyut alınca müziğimiz çok güzel hale geldi… Sevgili Sarp Maden bizi kırmadı daha sonra Manisalı piyanist İlker Demir, Kıbrıslı bas gitarist Cahit Kutrafalı, İzmir’den davulcu Uğur Doğruyol, perküsyonist Barlas Kızılöz, tenor saksofonist Fatih Gerçek, Güney Amerika’lı gitarist Rodrigo Enrique Bustos, aranjelerde Selim Aysan, Londra’lı mix ve mastering uzmanı Manolo Remiddi dahil oldu ve “Bossa Night” ortaya çıktı. Klip Dream TV’de gösterildi. Serkan ile bu projemizin basılı albümünü çıkartmayı hedefliyoruz.

333band Nasıl oluştu?

333band Tamamı kızlardan oluşan ve çok kıskanılan bir proje grubu… 2008 Kasım ayında projeye dahil olan arkadaşım Seher Gül beni aradı. Ayşegül İnci ve Gökçe bu grubun kurucuları olarak vokal deniyorlardı. İlk provada Cana Çankaya vardı, çaldık, söyledik ve gruba girmiş oldum. Bu özel bir proje grubuydu, zaten herkesin kendi projeleri vardı. 333band hızla provalara sarıldı, özel düzenlemeler yapıldı. İstanbul, İzmir, Eskişehir, Bodrum’da… JazzStop, Nardis Jazz Club, Mandalin gibi güzel mekanlarda konserler verdik, şimdi albüm çalışmalarımıza odaklanıyoruz.

Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü Caz Korosu’nda Nilay Tezsay…

Ben 2010 kadrosuna Şubat ayında dahil olmuştum. Geçtiğimiz Haziran ayına kadar Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü Caz Korosu, okula bağlı bir koroydu senin de bildiğin üzere. Sonrasında okuldan ayrılarak Boğaziçi Caz Korosu adını aldı. Hala severek kadrodayım.” Korodan da yakinen tanıdığım Nilay, yeri gelince soprano, eksiklik varsa alto olur. Sponsor aşamasında ve özellikle yurt dışı yolculuklarımızda tüm aşamaları organize eder. Tam bir joker elemandır. Bu arada bilgilendirelim; Boğaziçi Caz Korosu, bu sene Haziran’da Cincinnati’de düzenlenecek olan World Choir Games’e katılacak. “Yine sevdiklerimize sürpriz olacak, önemli bir başarı yakalayacağımızı umuyorum. Ödülsüz dönüş yok.

Jamzz’de Neler Oldu?

Akbank Caz Festivali’nin bu sene 21.si düzenlendi ve bunun için çalışan ekip, gerçekten çok tecrübeli. Bu sene ülkede caz ile ilgili ne varsa festivalde mevcuttu diyebilirim, çocuklar için atölyeler, söyleşiler… Çok büyük kitlelere ulaşıldığını düşünüyorum. Yarışmalar önemli ve insanları teşvik ediyor. Sayıları arttırılmalı.. Bu kapsamda gerçekleşen Jamzz Genç Yetenekler Yarışması, çok başarılı ve faydalı bir organizasyondu. Sadece jüride vokalle ilgili birilerini görememek beni tedirgin etti. Çok iyi enstrüman çalan arkadaşlar vardı. Bana Jüri mansiyon ödüllerinden biri geldi. Ertesi akşam Babylon’da çok güzel bir gece yaşadık. Hiç bitmemesini istemiştik, doyamadık… Cem Aksel, Kağan Yıldız ve Baki Duyarlar eşliğinde ‘My Funny Valentine’ söylemek benim için çok zevkliydi. Sonra Jamzz finalistleri olarak Akbank’ın Caz Treni’yle yola çıktık. Trende bize özel yemekler, bize özel canlı konser grubu.. Eskişehir’e vardığımızda Alp Ersönmez’in o nefis konserini izledik. Sahnede grupça acayip eğlendiler, dolayısıyla biz de.. Tepkiler harikaydı. Bu seyahat inanılmazdı. Pozitif grubuyla tanışma fırsatı bulduk. Bir vagon dolusu caz ile ilgili insanla beraber zaman geçirmek harikaydı gerçekten. Sevgili Hülya Tunçağ’dan çok güzel anılar dinledik. Jamzz Finalisti arkadaşlarım Bengisu Önal ve Utku Akyol ile iyice kaynaştık ve bundan sonra da aynı sahneleri paylaşmaya niyetliyiz. Değerli Sanat Müdürü Derya Bigalı’ya yine çok teşekkür edeceğim, herşey çok güzeldi.

Neler Tavsiye Ediyor?

Özellikle genç yeteneklere yarışmaları kaçırmamalarını tavsiye ediyorum. Korkmayın katılın. Deneyimlemeden bilemezsiniz ki! Kazanmak değil önemli olan, yarışmak ve eksiklerimizi öğrenmek. Jürilere yarışma sonunda eksiklerinizi sorun, bilgilenin. Jam Sessionların sayısı arttırılmalı… İnsanlar caz yapmak istiyor ve çok yetenekli insanlar var, bu durum için ortamlar yaratılmalı…

Neler Yapıyor?

Yabani hayvanları tedavi eden Veteriner Hekimim, 333Band’de Solistim, Boğaziçi Caz Korosu’nda Korist ve Organizatörüm, NGN-İstanbul şirketimizde Kreatif Müzik Direktörüyüm, YHS YabanHayatınıKoru Moderatörüyüm.

Günleri Nasıl Geçiyor?

Her yere koşar adımlarla gidiyorum. Gündüzleri klinikte ya da şirketteyim, geceleri ise kendimi konserlerde ve sahnede buluyorum :) Tutkularımın peşindeyim. Bir keresinde, fakültede kaplan yavrularıma mamalarını yedirdim, açık hava tiyatrosunda da çok sevdiğim Tori Amos vardı, aksilik ki biletim yoktu, bir çılgınlık edip yola çıktım, yetiştim. Demirlerin üzerinde kuş gibi tüneyerek konseri dinliyordum ve birden içeriden acil çıkış yapan birisi bana biletini uzattı, çok mutlu oldum. Müziğe ve baktığım yabani hayvanlara olan aşkımın önünde başka bir şey yok. Günü bu iki konu arasında bölüyorum. Arkadaşlarımla ortak birşeyler yapmayı çok seviyorum. Her çorbaya bir tuz atasım var. Sosyal Sorumluluk Projelerinde yer almayı, farkındalığı arttırmayı, yaşadıklarımı arkadaşlarımla paylaşmayı seviyorum, şu an arkadaşım Onur Hacet’in yer aldığı Social Inclusion Band’in çalışmalarını, provalarını izliyorum. Herşeyi Facebook’tan paylaşıyorum.

Özel Hayat?

Şu an için biri yok ama hayatıma girecek kişinin kendi içimdeki kültür ve iş çeşitliliğimi kaldırabilecek biri olması lazım. Eve gelince, ameliyattaki organlardan bahsettiğimde ‘iğğ’ dememeli. 20 yaşındayken kapıma bir erkekte aradığım 30 özellik yazmıştım, eş-dost bu listeyle baya eğlenmişti. Tercihen o menüyü arıyorum. :)

Nilay Tezsay 10 sene sonra kendini nerede görüyor?

Hiç bir işin başına bilmeden geçmek istemem. Bir çok şeyi kendi kendime öğrendim. Bir çok projenin başında, içinde bulundum ve bulunmaya devam edeceğim. Kendimi yukarı taşımak için işini iyi yapan insanlarla çalışmak ve kendimi geliştirmek, kendimi aşmak, geceleri keyifli keyifli ille de Türkçe caz söylemek, gündüzleri şu yaban hayat merkezimde çalıştığımı görmek istiyorum. 3 farklı projemin albümü çıkmış olacak, 333band, ThirdEye, Çocuk Caz albümümle konserler… Dünyayı bu iki mesleğim bahanesiyle deli gibi gezmek de istiyorum, ne güzel birşeydir; yeni kültürlerle kaynaşmak, değişik müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşmak, canlılara yardım etmek, yeni şeyler öğrenmek, sevmek, sevilmek:)

Benim naçizhane tavsiyem özellikle facebookda canım arkadaşım Nilay’ı takip edin, bilgilenin..:) Bu tatlı dilin, için çok teşekkür ediyor, hayat dolu, hareketli ve neşeli yönünün tüm genç müzisyenlere ilham vermesini diliyorum Nilay’cım…

Bir Ezgi Kızıldere müzikli sohbeti..:)

Ayrıca Sarp Dökmeci fotoğraflarıyla…