Genç Cazcılar

Polonya

Polonya ile Türkiye 600 yıldır arkadaş, dahası dost ülke. Tarihsel durumlar dışında bizim ilgimiz müzik, dahası caz. Sanatın her dalında dünyaya isim kazandıran bu güzel ülkenin 94 yıllık caz geçmişi başta olmak üzere ülkemizdeki müzik paylaşımlarını da merak ettik sorduk. Adam Mickiewicz Enstitüsü’ne bağlı bir dijital platform olan Culture.pl’nin Güncel Müzik Proje Koordinatörü Michal Hajduk’da titizlikle bizi cevapladı.

Polonya’ya da cazın tarihçesi nedir? Yani ilk olarak hangi yıllarda, hangi grup ve müzisyenlerle topraklarınızda görünmeye, duyulmaya başlandı?

Sanıyorum bütün hikaye 1920’lerde başladı, özellikle de 30’larda. O dönem Amerika’nın etkisi ile dinlediğimiz Swings müziği vardı. Önemli swing orkestralarımız oldu, Polonya’da hala tanınan Henryk Wars ve Jerzy Petersburski ‘yi bu dönemin önemli isimleri arasında sayabilirim. Her ikisi de besteci ve müzik gruplarının liderleriydi. Aynı zamanda, film müzikleri de yapıyorlardı. 20’ler ve 30’lardaki swing jazz orkestraları, cazın ilk dönemiydi. Daha sonra, savaş sonrası komünist dönemde, müzik kolay erişilemez, yasaklı bir hale geldi. Bu yüzden caz müzik Polonya’da son derece underground bir müziktir. Oysa “underground” günümüzde artık başka bir anlam için kullanılıyor. İnsanlar o dönem özgürce caz müzik yapamıyorlardı. Durum 1955’te Stalin’in ölümünden sonra değişti.

Bizi etkisi altına alan ilk müzik Amerikan cazıydı ve bu etkileşim Polonya’daki iki caz festivalini başlattı diyebiliriz. İlki 1956’da başlayan, Polonya’nın kuzeyinde, deniz kenarında yapılan Sopot Uluslararası Caz Muzik Festivali . Diğeri ise Varşova’da yapılan, Jazz Jamboree . Bu festivaller Avrupa’da hala devam eden en eski caz festivalleri ve aynı zamanda bu bölgenin tek festivalleri. O yıllar Polonya caz müziğinin yüzü olan isimler Jan Ptaszyn Wróblewski , Jerzy Dudus Matuszkiewicz , Jerzy Milian ve daha sonra altılı grubu ile birlikte Krzysztof Komeda idi.

Sonra, romantik slav müziğinden etkilenen, 19yy. Polonya geleneksel ve klasik müziği ile bağlantılı, adı “Polonya Cazı” olan çok eşsiz bir şey yaratıldı. Ve bu tarz müzik ilk etapta 1966’da, Krzysztof Komeda ve ünlü albümü “Astigmatic” ile kendini gösterdi.

Bu albüm Polonya Caz Okulu’nun yapıtaşlarını oluşturur. Bu besteciye ait binlerce proje, caz-dışı tribute, hommage çalışmalar da gerçekleşti. Komeda’nın müzik sahnesinde ayrı bir yeri daha var, sanatçı daha sonra Polonya caz dünyasının önemli isimlerinden olacak, Tomasz Stansko , Zbigniew Namyslowski, Michal Urbaniak ve Urszula Dudziak gibi dönemin genç sanatçıları ile birlikte çalıştı. Tüm bu müzisyenler dünya çapında ünlü olmadan önce Komeda’nın müzik grubunda çaldılar.

Bu anlamda Komeda, pek çok önemli ismi caz dünyasına kazandırdı. Herşey 1955’ten sonra, Komeda, dönemin sanatçıları ve festivallerle birlikte değişti. Müzik özgürleşti. Aynı dönemde rock devrimi yaşanıyordu ama ilginç olan Polonya o etkinin altına 1980’lere kadar girmedi. Polonya’da o dönem cazın etkisi hep daha fazla oldu.

Polonya geleneksel müziği ile cazın etkileşimi olmuş mudur? (varsa) Hangi düzeydedir?

Polonya’da cazın pek çok türünün temsilcileri bulunuyor. Son dönemin bence en ilginç, en heyecanlı çalışmaları emprovize müzik çalışmaları. Ana akım müzik ile çok fazla ilgileri yok. 1960’larda Polonya caz okulu, romantik geleneksel ve Polonya klasik müziğine referansta bulunuyordu. Dolayısıyla, türler birbirleriyle tamamen iç içeler. Örneğin, bir piyano üçlüsü duyduğunuzda bu tamamen bu dönemle olduğunu kolayca anlayabilirsiniz. Geçtiğimiz haftalarda Adam Mickiewicz Enstitüsü ’ne bağlı dijital bir platform olan culture.pl’nin düzenlediği etkinlikler kapsamında İstanbul’da bir konser veren piyanist Marcin Masecki de buna çok iyi bir örnek. Masecki, hem emprovize müzik yapıyor. Ama müziği aynı zamanda Polonese ve Mazurka’nın etkilerini de taşıyor.

Ayrıca Polonya cazında Yahudi kökenli müzik ve eski klemzer müziğinin etkilerini söyleyebilirim. Bu seneki İzmir Avrupa Caz Festivali’nde iki güzel örneği vardı: Janusz Prusinowski Trio ve Maciej Obara. Janusz Prusinowski Trio’nun müziği, kesinlikle caz olarak değil, fakat geleneksel olarak adlandırabileceğimiz bir müzik. Marciej Obara ise çok başarılı bir saksafoncu, Komeda’nın müziklerini emprovize çalışmalarında bir kaynak olarak alıyor. Her iki isim de müziklerinde farklı elementleri bulunduruyor ve ortaya apayrı bir şey çıkarıyor.

Günümüzde Polonyalıların caza olan ilgisi ne düzeydedir?

Günümüzdeki ilgi, 60’lar ve 70’ler ile karşılaştırıldığında daha azalmış durumda. Fakat bu müziğin fanatik takipçileri hala var. İnsanlar hala, günümüz alışkanlıklarına ters düşen bir şekilde, caz CD’leri almaya devam ediyorlar. Mp3’lerin kolayca internetten indirilebileceği bir zamanda, bu alışkanlıkların devam etmesi hakikaten çok güzel ve şaşırtıcı. Bir karşılaştırma yaparsak, İngiltere’deki caz dinleyicilerinin yaş aralıkları 40-45, Polonya’ya baktığınızda ise bu yaş 25’ten başlıyor. Caz konser ve festivallerinde genç nesile rastlamak burada çok doğal.

Ülkenizde hangi önemli caz festivalleri vardır? Bu festivallere ilgi hangi düzeyde?

Polonya’da 150 caz festivali yapılıyor. Bunların çoğu ufak festivaller, aralarından 30 tanesini büyük çaplı olarak değerlendirebiliriz. En önemlileri arasında Jazz Jamboree, Varşova Caz Günleri, Jazz Over River, Jazztopad in Wroclaw, Sopot Jazz ve Jazz Jantar in Trojmiasto, Bielska Zadymka Jazzowa ve Krakow Jazz Autumn ile Made In Chicago gibi daha avantgart olanlar var.

Avrupa cazında Polonya’nın önemli bir yeri var. Bu konumunu günümüzde de koruyor mu?

Avrupa’da iyi tanınan bazı isimlerimiz var. Mesela, Tomasz Stanko, Anna Maria Jopek, Aga Zaryan, Marcin Wasilewski , Leszek Mozdzer, Wlodek Pawlik Pawlik bu isimlerden bazıları. Bu isimler, Uluslararası olarak tanınan önemli caz müzisyenleri. Örneğin, Wlodek Pawlik, Randy Brecker ve orkestrası ile birlikte yaptığı “Night in Calisia” albümü ile 2013 Grammy ödülünü aldı. Bu proje aynı zamanda bu sene İstanbul Caz Festivali’nde de katılacak.

Thomas Stanko ise, yıllardır tanınan bir isim; yenilikçi, yaratıcı ve etkileyici bir sanatçı. Türkiye’de müzikseverler onu 2012’de İzmir Caz Festivali’nde tanıdı.
Maciej Obara’ya gelince, Thomas Stanko ve Marcin Wasilewski’den sonra ünlü Alman müzik yapım şirketi ECM ile anlaşmalı üçüncü Polonyalı caz sanatçısı. İzmir Avrupa Caz Festivali’ndeki performansı ile İzmirli izleyici ile buluştu. Tüm biletlerin satıldığı, çok başarılı bir konserdi.

Polonya da genç caz müzisyenlerine yönelik caz eğitimi var mı?

Caz okulları genç sanatçılar yetiştiriyorlar. Fakat diğer benzer okullarda olduğu gibi Polonya’daki okullarda da benzer bir sıkıntı var. Okullar teknik bilgiyi öğretme konusunda çok başarılılar fakat öğrencilerin yaratıcılıkları üzerine yapılması gereken çalışmalarda zayıf kalıyorlar. Hatta bazen doğal yaratıcılığı öldürdükleri bile söylenebilir. Belli bir öğretim modeli var ve bunun dışına çıkılmıyor. Oysa, öğrencilerin, uluslararası arenada nasıl çalışılabileceklerini, müzik pazarında nasıl daha başarılı olabileceklerini de öğrenmeleri gerekiyor. Neyse ki, artık okullarda eğitmenlik yapan genç ve dinamik bir kadro var ve onlar bu eğitim sistemine yeni bir yaklaşım getirmeye başladılar. Diğer bir gerçek de, ne zaman bir müzisyenle konuşsam, asıl eğitimlerini akademide değil, sahnede aldıklarını söylüyor.

Polonya’daki en önemli akademilerden bazıları, Karol Szymanowski Müzik Akademisi, Fredeic Chopin Muzik Koleji (Varşova), Stanislaw Moniuszko Müzik Akademisi , Feliks Nowowiejski Müzik Akademisi .

Bu okullar uluslararası öğrencileri de kabul ediyorlar.

İzmir Avrupa Caz festivali sayesinde çok sayıda Polonyalı caz müzisyenini tanıma şansımız oldu. Bu festivale dair düşünceleriniz nedir?

İzmir Avrupa Caz Festivali büyük bir organizasyon ve çok başarılı bir şekilde yürütülüyor. Festival, Türkiye ve Polonya arasındaki müzikal ilişkilerin gelişmesi açısından da önemli bir işbirliği oldu. Şunu söyleyebilirim ki, festivale katılan müzisyenler kesinlikle Türkiye’ye tekrar gelmek istiyorlar.

Maciej Obara biletleri çok önceden satılmıştı. Janusz Prusinowski Trio çok ilginç bir atölye gerçekleştirdi, farklı müzikler arasında ortak bir dil bulmayı başardılar. Atölye sırasında müzisyenler bir şekilde, Polonya müziği içerisindeki Türk motiflerini keşfettiler. Aynı müzikal anlamlara farklı isimler verildiğini gördüler. Bu ortaklıklar, kesinlikle geçmişimiz ve tarihimizdeki komşuluk ilişkimizin bir yansıması. Polonya kültürü üzerinde, özellikle de bazı Polonya bölgelerinde yoğunlaşan, Türk müziği ve Türk kültürünün etkisini görüyoruz.

Fark ettiğim şu ki, Türkiye’deki geleneksel müzik ve dans hala canlı, yaşıyor ve Polonya ile karşılaştırıldığında çok daha güçlü durumda. Sizin geleneksel kökleriniz hala canlı, Polonya Batı kültüründen daha fazla etkilendiği için belki bu gelenekselliği aynı canlılıkta yaşatamamış.

Türkiye – Polonya ilişkisi yıldönümü kutlamaları ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

İki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin yıldönümünü kutladığımız bu sene, birbirimize kendi kültürlerimizi hatırlatmak ve çin çok önemli bir fırsat. Bu sene kurulan işbirlikleri sayesinde sanatçılar arasındaki, organizatörler arasındaki ve sanatçı ile organizatörler arasındaki ilişkilerin yapılandırılması önümüzdeki senelerde de devam edecek.

Türkiye – Polonya 600. Yıl Projesi kapsamında Türkiye’de hangi projelerle ne tür çalışmalar yapılacaktır?

Culture.pl’nin Türkçe websitesi olan, Turkiye.culture.pl tüm sene boyunca devam edecek kültür programı için çok önemli bir bilgi kaynağı. Dinleyicilere tavsiyem bu siteyi gezip, incelemeleri ve yapılacak etkinlikler ve sanatçılar ilgili daha detaylı fikir sahibi olmaları. Ama yapılacak etkinliklerden öncelikli olarak aklıma gelenler, İstanbul Caz Festivali’ndeki Polonyalı sanatçıların konserleri, Akbank Caz Festivali ve Pozitif işbirliği ile Babylon’da elektronik ve club music konserleri. Ayrıca sene boyunca pek çok deneysel ve dünya müziği konserleri de gerçekleşecek.