Marc Sinan
Yaşam öykünüzü sitenizden erişebiliyoruz. Görüyoruz ki çok başarılı bir eğitim geçmişiniz var ve ülkemize uzak da değilsiniz. Gerek Burhan Öcal gibi müzisyenlerle çalışmalarınız, gerek TRT için yapmış olduğunuz çalışmalar, gerekse de Marmara Depremi yaralarını sarmak için gösterdiğiniz çabalar… Orta ya da uzun vadede yaşamınızın bir bölümünde Türkiye’de bulundunuz mu? Anneniz nedeniyle kan bağı olduğunuz bu topraklar müziğinizi nasıl etkiliyor?
Her ne kadar hayatım boyunca neredeyse her yıl Türkiye’ye gelmiş olsam da şimdiye kadar üst üste birkaç haftadan fazla kalma fırsatım olmadı. Ancak, Türk insanının başkalarında olmayan sıcaklığından dolayı burada çok rahat iletişim kurabiliyorum. Türkiye’de müziğin kültürel anlamda şimdiye kadar keşfedilmiş en önemli hazine olduğunu düşünüyorum. Burada ülkenin her köşesinde günde beş defa inanılmaz bir doğaçlama yapılıyor ve insanlar ibadete çağırılıyorlar.
Burhan Öcal’la yollarınız nasıl kesişti?
Aslında çok kolay oldu, sadece ona telefon ettim.
Almanya’dan Türkiye’de ki caz ortamı nasıl görülüyor? Çalışmalarını takip ettiğiniz gitaristler var mı?
İtiraf etmeliyim ki,”klasik” caz ortamı hakkında pek de fazla bilgim yok. Sadece Kudsi Ergüner, Barbaros Erköse ya da Erdal Erzincan gibi çok beğendiğim bazı iyi Türk müzisyenleri biliyorum. Saz da bir çeşit gitar olarak düşünülebilir, sizce de öyle değil mi?
Ülkemizde çok başarılı gençler var, yurtdışında okumak için çok çaba harcıyorlar. Almanya tercihe edenler ise az. Caz eğitimi için Almanya’yı önerir misiniz?
Berlin yaşamak için çok güzel bir yer. Aynı zamanda burada oldukça iyi müzisyenler ve eğitimciler var. Eğer tercih yapma imkanım olsaydı ben de çoğunluk gibi New York’u seçerdim. Boston da eğitim almak için iyi bir şehir ama biraz da sıkıcı bir yer. Sadece kulağınızı takip ettiğinizde dünyanın herhangi bir yerinde çok iyi bir müzisyen olabilirsiniz.
Günümüz Alman cazını değerlendirir misiniz? Bir farklılık taşıyor mu Avrupa ve ABD’yle karşılaştırınca?
Gerçekten iyi müzikler olduğu gibi sıradan ve kötü müzikler de var. Sadece, bazılarını sevdiğimi bazılarını sevmediğimi söyleyebilirim.
ECM’den çıkan “Fasıl” albümünüze ülkemizde de ulaşabiliyoruz. Yeni albümlerinizde de ECM’le mi devam edeceksiniz?
Umarım öyle olacak.
İstanbul’da nasıl bir konser bizi bekliyor? ”Fasıl” albümünüz ağırlıklı bir repertuar mı olacak? (gc-sohbet konserden önce yapılmıştı…)
İstanbul’da daha çok albümdeki şarkılara yer vereceğiz. Fasıl bir anlamda kapalı bir forma sahip şarkı döngüsünü ifade ediyor ve biz daha çok bunu sunacağız. Manfred Eicher bunu “trip” olarak adlandırıyor.
Ne kadar ülkemizde kalacaksınız? Hazır gelmişken müzikal paylaşımlarda bulunacak mısınız?
Ne yazık ki sadece iki gün kalabileceğim ve bu süreyi de arkadaşlarımla ve ailemle geçirmeyi düşünüyorum.
Ülkemizdeki genç caz müzisyenlerine kariyerleri için neler önerebilirsiniz?
Sadece yapmak istediğinizi yapın ve neyi sevdiğinizi keşfedin. Müzik bir iş değildir. Doğru veya yanlış yoktur. Sizi yargılayan yine sadece kendiniz olabilirsiniz. Çok müzik dinleyin. İyi kitaplar okuyun. Güzel mimari ve sanat için gözlerinizi açın. İyi yemek yiyip güzel şaraplar için. Politik olun. Akıllı ve mantıklı olun. Net ve güçlü bir duruşunuz olsun.
Caz adına neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Eski dönem Türk ve Batı müziği ile modern müzik duo, trio ve solo projelerini de kapsayan çeşitli projeler üzerinde çalışmaktayım. Bunların çoğu bir çeşit doğaçlama içeriyor. Benden duyacağınız bir sonraki projenin adı “Sylvius’a (ya da burada Sylvius’s ithafen de denebilir)” olacak (en azından ben şimdilik böyle adlandırıyorum).Johann Sebastian Bach ile aynı dönemde yaşamış olan ve üstün doğaçlama yeteneğiyle tanınan Sylvius Leopold Weiss’a ait süitlerden bazı bölümler olacak. Kendi serbest doğaçlamalarımla onun müziğinin üzerine gideceğim. Çok keyifli olacak.
Merak ettiğimiz klasik kökenli bir eğitim geçmişinize rağmen caza olan ilginiz nasıl doğdu?
Kendimi klasik müzik ya da caz müzisyeni olarak adlandırmıyorum. Sadece sevdiğim müziği yapmaya çalışıyorum. Nasıl ki gitar sınırların ötesinde bir enstrumansa umarım ben de sınırları aşan bir kişi olabilirim. Küçük bir çocukken bana, eğer gerektiği kadar kararlı olursam hayatımda istediğim kişi olabileceğim öğretildi. Nereden geliyor veya nereye gidiyor olursak olalım yaptığımızda iyi olmaya ve diğerlerine saygı göstermeye çalışalım.
Marc Sinan’ı web sitesinden tadımlık dinleyebilirsiniz.
Soran: Devrim Dikkaya , Çeviren: Erdem Korkmaz