Konuştuk Feyza Eren'le...
Üstün yorum yeteneği ve kendine has buğulu sesiyle herkesi kendine hayran bırakan değerli caz vokalisti Feyza Eren ile yaptığımız keyifli sohbeti sizlerle paylaşmak istiyorum.
Önce kısa biyografisi…
Amerika’da doğup büyüyen, Basın-Yayın / Radyo-TV mezunu olan Feyza Eren, 8 yıl Klasik Batı Müziği keman eğitimi gördü, müzikallerde ve tiyatroda oynadı.
1996 yılında Ezginin Günlüğü grubuna katıldı ve grubun Ebruli, Hürriyete Doğru, Aşk Yüzünden , Rüya albümlerinde söyledi . Türk ve uluslararası, çok değerli müzisyenlerle çalıştı, çeşitli mekanlarda konser verdi ve şarkı söyledi. İstanbul, Akbank, Ortaköy, Ankara, Afyon, Bodrum ve İzmir caz festivallerine katıldı.
Feyza, 14 yıldır İstanbul’da caz söylüyor. Yurtdışında, Ricky Ford orkestrasıyla Fransa’da bir caz festivaline katıldı ve aynı grupla Paris’te Lionel Hampton Jazz Kulübunde şarkı söyledi.
2000 yılında Emin Fındıkoğlu yönetiminde ülkemizin en iyi caz müzisyenlerinden oluşmuş bir grupla “I’m New” adlı ilk solo albümünü çıkardı. ” Şu an çeşitli caz kulüplerinde konser vermeye devam ediyor.
Görkem Yaşar: Caz ile ilk tanışmanız ne zaman gerçekleşti? İlk kimi keşfettiniz?
Feyza Eren: St. Louis’de(Amerika) doğup büyüdüm. Orada çok sayıda caz müzisyeni olduğu için onları canlı festivallerde dinlemeye giderdim. Bu da sahne duruşunu geliştirmek için çok önemliydi. Duayenlerden Billie Holliday’i çok severim. Ayrıca Rickie Lee Jones çok önemli benim için. Bir arkadaşım Rickie Lee Jones albümü hediye etmişti. Bu albümde Dino Saluzzi bandoneon çalmıştı. O da çok önemli bir müzisyendir. Amerika’da çeşitli orkestralarla söyledim. Türkiye’ye geldiğimde ise Metin Çotal ile (onun grubuyla) söyledim. Ondan sonra Aşkın Arsunan 0212 grubuyla söyledim. Bir caz festivalinde Emin Fındıkoğlu ile tanıştım ve onunla 5 yıl çalıştık. Emin Fındıkoğlu ile birlikte I’M NEW albümünü yaptık. Çok değerli müzisyen arkadaşlar da bu albüme katkıda bulundular. Bu albümde Emin Fındıkoğlu piyano, Tuna Ötenel soprano ve alto saksafon, Elvan Aracı trombon, İmer Demirer trompet ve fluegelhorn , Şenova Ülker alto horn, Hasan Kocamaz armonika, Melik Yirmibir bas, Mehmet İkiz davul ve Jozi Levi ise conga çalarak çok değerli katkılarda bulundular. Emin Fındıkoğlu bana çok güzel kasetler hazırlardı. Bu kasetleri bir arkadaşı vasıtasıyla Bodrum’dan İstanbul’a yollardı. Bu sayede bol bol değişik şarkıcıları dinledim. Emin Fındıkoğlu zaten bir üstattır. Şarkıcılarla çalışmayı da çok sever. Emin Fındıkoğlu ile çalışmak çok şey öğretti bana. Kendisinden bir şarkıyı farklı şekillerde söylemeyi ve bir şarkıcının cebinde değişik yöntemler olması gerektiğini öğrendim. Biliyorsunuz pop, rock vb. türlerde bir şarkı genelde aynı şekilde söylenir. Ama cazda her seferinde doğaçlama ve değişik phrasing yapabilirsiniz. Değişik dinamiklerle oynayabilirsiniz, duygu ve kelimelere vurgu yapabilirsiniz. Bunları zamanla geliştirebilirsiniz. Farklı hocalarla çalışınca değişik şeyler öğreniyorsunuz.
Gerek sesi, gerek sahne duruşuyla en çok etkilendiğiniz isimler kimler?
Billie Holiday ve Carmen McRae beni oldukça etkileyen isimler. Konuşur gibi şarkı söylüyorlar, yaşadıklarını duygu yoğunluyla çok iyi aktarıyorlar gerçekten. Shirley Horn, Anita O’Day, Nina Simone beni etkileyen diğer değerli vokalistler. Şarkının ne anlatmaya çalıştığını, hangi duyguları uyandırdığını çok güzel ifade ediyorlar.
Şarkılarını söylemekten zevk aldığınız besteciler kimler?
Cole Porter, Henry Mancini, A.C. Jobim, Richard Rodgers, Duke Ellington ve Stevie Wonder en etkilendiğim bestecilerden bazıları. Ben özellikle ballad söylemeyi çok seviyorum. Tabii ki swing ve uptempo şarkıları da seviyorum ama balladların yeri ayrı. Bence şarkıcılar da beste yapmalı. Ben de besteler yapıyorum aranjmanlarını yaptıracağım. Blossom Dearie’nin de çok güzel şarkıları var.
Türkiye’de ve dünyada cazın geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?
Çok yetenekli genç müzisyen arkadaşlarımı görüyorum. Birçoğu maddi kaygılar nedeniyle pop çalmak zorunda kalıyor. Yeni caz kulüpleri açılıyor. Sahne tozu yutma imkanı sağlıyor. Her şartta çıkıp mücadele etmek önemli. Sayıca artan caz konserlerini de oldukça olumlu bir gelişme olarak görüyorum.
Genç cazcılar seslerini duyurmak için neler yapmalı sizce?
Nardis Genç Caz Vokal ve Nardis Genç Caz Gitarist yarışmaları yapılıyor. İstanbul Caz Festivali’ndeki Genç Cazcılar konseri genç cazcılar için çok önemli, teşvik edici organizasyonlar. Akbank Sanat’ta sürekli workshoplar yapılıyor. Zihninizin cazla dolması önemlidir. Geçenlerde Neşet Ruacan’ın workshop’ı vardı ama ne yazık ki çok dolu değildi. Gençlerin bu değerli müzisyenlerin yaptığı bu gibi değerli etkinleri daha yakından takip etmesi gerekiyor. Ayrıca cazı ayakta tutmak, genç cazcıların sesini daha geniş kitlelere duyurmak için sponsorlara da büyük görev düşüyor.
Klasik caz mı ? Modern caz mı?
Ben şahsen vokalin olduğu yerde keyif alıyorum. Sadece modern olmak adına yapılan müzikte ruh eksikliği oluyor. Modern ve klasiğin güzel bir ayarı olmalıdır. Mesela, Charles Lloyd’un CRR’deki konserine gitmiştim ve gözlerim dolmuştu. Modern ve klasiğin karışımı güzel yapılırsa insanın kalbine dokunabilir.
Yeni albüm projeniz var mı? Kimlerle kayıt almak isterdiniz?
I’m New(2000) isimli bir albümüm vardı. Şu an çalıştığım gitarist Kaan Mete ile kafamızda bir albüm projesi var. Tabi bunun için sponsor ve plak şirketi bulmak gerekiyor. I’m New albümünde olduğu gibi konuk müzisyenler de olabilir. Dünyadan ise Dino Saluzzi –ki kendisiyle tanışma şansına eriştim- ile çalışmak isterdim.
Genç caz müzisyenlerine tavsiyeleriniz neler?
Bence bol bol müzik dinlesinler ve canlı konserlere bütçeleri el verdiği kadar gitsinler. Workshoplara katılsınlar. Eğer yurtdışına gitme imkanları varsa değerlendirsinler. Caz yapıyorsanız sınırları aşmalısınız. Kendi değerlerimizle cazın geleneksel yapısını harmanlayan özgün eserler ortaya koymak için her zaman araştırmacı olmalısınız. Gençken hedeflerinizi gerçekleştirmek daha kolaydır. Her zaman cesur olun. Emin Fındıkoğlu’nun bana ilk tanıştığımızda albümü şimdi de yapabiliriz iki yıl sonra da yapabiliriz demişti. Biliyorum ki iki yıl sonra yapsak belki daha da güzel olabilir ama şimdi yapalım “there is no time to lose (kaybedecek zaman yok)” demişti. Genç müzisyenlerin hedefi Türkiye’deki ve yurtdışındaki yetenekli müzisyenlerle çalışmak olmalıdır. Cesur olup her fırsatta jam sessionlara katılsınlar.
Sizin pek çok dilde şarkı söylediğinizi biliyorum. Yeni albüm projenizde İngilizce harici bir dilden bir şarkı da yer alacak mı?
Portekizce, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, İngilizce ve Türkçe şarkı söyleyebiliyorum. Diller müzik gibidir. Başka memlekete gittiğiniz zaman mesela diyelim ki Japonya’da konser veriyorsanız onlara Japonca merhaba dediğiniz zaman o kadar mutlu oluyorlar ki… Dianne Reeves konser için Türkiye’ye geldiğinde birkaç cümle Türkçe konuştu ve insanlar gerçekten çok mutlu oldular. Bu seyirciye duyulan saygının göstergesidir.
İnsan söyledikçe mutlu oluyor. Değil mi siz de biliyorsunuz?
İçinizde biriktirdiğiniz duyguları insanlarla paylaşmak gerçekten paha biçilmez olsa gerek…
Çok güzel bir duygu. Herkes kabiliyetini keşfetsin ve onu yapsın. Yapmayı sevdiğiniz şeyi yaptığın zaman mutlu oluyorsunuz.
Değerli zamanınızı ayırdığınız için size sonsuz teşekkür ediyorum . Konserlerinizde başarılar diliyorum.
Çok güzel sorular sordunuz teşekkür ederim.
Feyza Eren’in ilerleyen tarihlerdeki konserlerine www.facebook.com/feyzaexperience adresinden ulaşabilirsiniz.
Bir M.Görkem Yaşar röportajı