Genç Cazcılar

“Müzik onun tek dünyası”…

Fotoğraf: Gözde Bıçakçıoğlu

“MUSIC IS LIFE TO ME

ELİF ÇAĞLAR-MUSLU M-U-S-I-C albümünün aynı isimli parçasında da dediği gibi “Müzik onun tek dünyası”…

Genç yaşına rağmen pek çok müzikal başarıya imza atan, kendi deyimiyle yeteneğinin altını bilgiyle doldurmuş, kaliteli müzik üretmeyi ve paylaşmayı kendine ilke edinmiş, müziği, bestesi ve düzenlemeleri tamamen kendisine ait yeni albümü M-U-S-I-C ile Türkiye’de dünya standatlarında albüm yapılabilineceğinin en güzel örneğini veren, en güzel scat soloların sahibesi Elif Çağlar Muslu ile yaptığım pozitif elektrik yayan keyifli röportajı sizlerin beğenisine sunuyorum.

Önce kısa biyografisi…

Elif Çağlar-Muslu İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü, “Caz Kompozisyonu” bölümünden mezun oldu.

Nükhet Ruacan, Randy Esen, Neşet Ruacan, Ricky Ford, Ali Perret, Can Kozlu, İmer Demirer, Cengiz Baysal, Selen Gülün, Ayşe Özbekligil, Lawrence Butch Morris, Aydın Esen, Timur Selçuk gibi değerli hocalarla çalıştı.

2000 yılında grubu “Bagdat Avenue” ile Roxy Music Days 1.’si oldu, festivallere katıldı, “1-10” isimli albümü çıktı. O sıralar, hep gitmek istediği yer olan New York’a gitti. CUNY okulu Queens College bünyesindeki “The Aaron Copland School of Music”te, “Caz Performansı” dalında master yaptı, hayranı olduğu Sheila Jordan ile 2 sene çalıştıktan sonra, ödülle mezun oldu. Şehrin sevilen caz kulüplerinde ( 55 Bar, Nublu…) konserler verdi.

2006’da İstanbul’a geri döndü. Kendi konserlerinin yanı sıra, The Curly Trio, Cogito, soul bazlı Four in the Pocket gibi projelerle, performanslar sergiledi. Bir yandan Nu-Dc ile her ay, Türkiye’nin ilk Jazz Open-Mic’ini organize ediyor, bir yandan da caz vokal dersleri vermeye devam ediyor. Şimdilerde ise yeni albümü M-U-S-I-C ile karşımızda…

Görkem Yaşar: Caz ile ilk tanışman ne zaman gerçekleşti?

Elif Çağlar Muslu: Caz ile tanışmam, 11 yaşımdayken babamın getirdiği bir caz cd’ si sayesinde oldu. İçinde 20 adet swing parçası ve Billie Holiday, Ella Fitzgerald, Nina Simone, Louis Armstrong… gibi isimler vardı. O zamana dek dinlediğim diğer müziklerden çok farklı gelmesi yüzünden hemen ezberlemeye başladım parçaları.

En çok etkilendiğin isimler kimler? En çok hangi yönleri sende saygı uyandırıyor?

Ella, Billie, Sarah, Nina… gibi isimlerin, zor hayatlarına inat müziğe bu denli tutkuyla bağlanmaları ve hepsinin kendine has, halen kopyalanan tarzlar yaratmaları, ayrıca “şarkı söyleyen güzel kadın” imajını yıkıp, sesin de bir enstrüman olduğunu kanıtlamış olmaları müthiş saygı uyandırıyor.

Cazda seni çeken şey ne özellikle diğer müzik türleriyle karşılaştırdığında?

Cazın, kendini ifade etmen için büyük alan vermesi… Bir vokalist olarak, düşün ki bir parça öğreniyorsun ve hocanın sana dediği ilk şey, “yazılı olanı öğrendiğine göre artık onu unutabilirsin, onunla oynayabilirsin, ona ekleyebilirsin, ondan çıkarabilirsin… Parçaya “kendini” katmak için neler yapabilirsin göster şimdi” Bu şekilde düşünmeye bırakılmak bile harika.

Fotoğraf: Ceren Aksan

Şarkı söylerken sana ilham veren şey ne?

Şarkının kendisi.

Beste yaparken nelerden besleniyorsun?

Her şeyden! Objelerden, bir surat ifadesinden, duyduğum bir olaydan, okuduğum bir cümleden, belli bir duygudan, bir düşünceden…

M-U-S-I-C albümünü seni ilk kez dinleyecek müzikseverler için nasıl tanımlarsın? Bu albümle vermek istediğin mesaj nedir?

Bossa, swing, soul, pop, reggae… gibi birçok türler arası geçişlerin olduğu ama bütünlüğü “caz” müziğinin sağladığı bir albüm derim. Pek mesaj kaygısı yok albümün, ama hedef cazla arasında mesafe bulunan kişilerle, cazdan başka müzik dinlemeyenleri aynı yerde buluşturmak.

5 yıl sonra insanların seni nasıl anmasını isterdin?

Bu kız çalışkan, iyi müzik yapmak isteyen ve azimli bir müzisyen” diye düşünsünler, başka şey de istemem.

İnsanlara seni hatırlamaları için tek bir hatıra, şarkı veya başarı bırakmak isteseydin bu ne olurdu?

Bir sürü genç müzisyenin yetiştiği harika bir müzik okulu açmak isterdim.

Eğer ıssız bir adaya düşseydin yanında beraber alacağın altı kayıt ne olurdu?

Güzel ve zor bir soru. Bir kere bir adet Ella Fitzgerald’ın best of’larından kesin olurdu. Radiohead’ den “Ok Computer”, Aphex Twin’ in adaya düşmeden önce hazırladığım karışık bir albümü (!), Jill Scott’ dan “Who is Jill Scott, vol.1”, Jason Moran’ dan “The Bandwagon”, bir adet de Joni Mitchell toplama albümü. Daha çok var aslında! Neyse, bunlarla idare ederim bir süre ;)

Kendini hangi enstrüman ile özdeşleştirirsin?

Çok klasik olacak ama insan sesi

Hangi caz döneminde(Ragtime, Swing, New Orleans, Chicago, Bebop, Cool, Hard Bop, Serbest caz, Rock-caz), hangi caz orkestrasında ve hangi besteciyle çalışmak isterdin?

Her dönemin o kadar önemli isimleri ve orkestraları var ki ne seçeceğimi bilemedim… O yüzden, caz tarihi okurken ilk kez “ben de onlarla şarkı söylemek isterdim” dedirten Duke Ellington orkestrasını ve besteci olarak da tabi ki Billy Strayhorn’u seçeyim.

Genç cazcılar seslerini duyurmak için neler yapmalı? Senin performanslarında doğaçlama çok büyük bir yer tutuyor. Özellikle genç cazcılara scat vokal ile ilgili tavsiyelerin neler?

Çok çalışmalı, fırsat buldukça sahneye çıkmalı, kendi konserini yapamıyorsa bile henüz, Jazz Open-Mic ve jam-session gecelerini kaçırmamalı. Scat, zaman alır. Sabırlı davranmalarını, bol bol trompet, saksafon, piyano, hatta davul solosu transcript etmelerini (duyduklarını notaya dökmelerini, nota bilmiyorlarsa kulaktan ezberlemelerini ve hemen nota öğrenmelerini) tavsiye ederim. Başka soloları analiz ederek o kadar çok şey öğrenebilirsiniz ki!

Hangi şarkıyı sonsuza dek söyleyebilirsin?

Bunun da çok cevabı olabilir aslında. Ama ilk aklıma geleni söyleyeyim: Lush Life. Bu parça kötü yorumlandığında sinirlenebilirim, öyle garip bir durum var aramızda

Müzikte seni en çok mutlu eden olay ne?

Bazen birlikte güzel çalmanın ötesinde, sahnede herkesin birbirine kilitlendiği, müthiş bir büyü oluşur. O anlarda seyirci de, müzisyenler de çok yükselir. Daha bireysel bir cevap olarak da, bir anda oturur ve çok içine sinen bir parça yazıverirsin, büyük mutluluk verir.

Mutluluk senin için ne demek?

İçim rahat, huzurluyum ve gülümsüyorum demek.

Caz dışında hangi tarz müzikte çalışmalar yapmak istiyorsun? Gerçi Mert F. Alatan ile yaptığın “Pieces” isimli şarkı bize elektronik müzikte de oldukça başarılı olduğunun göstergesi… Elektronik müzik tarzında bir proje bekleyebilir miyiz senden?

Bazen yakın arkadaşlarım bir altyapı gönderir ve “hadi bunun üzerine biraz takılsana” der.”Pieces” de o şekilde çıktı. Çok eğlenceli oluyor böyle çalışmak. Elektronik bir proje şu anda hazır bile, rahat bir zamanımda çıkmayı bekliyor, ama dans ettirmeye yönelik veya vokal odaklı bir proje değil, sürpriz olsun.

Türkiye’de caza doğru ciddi bir yönelim var. Caz vokaller, caz müzisyenleri ve caz konserleri ciddi bir artış gösteriyor. Sen de her ay amatör müzisyenlere açık mikrofon “Jazz Open Mic” geceleri düzenliyorsun, caz vokal dersleri veriyorsun ve elifmusic.blogspot.com da ise caz standartlarının notalarını paylaşıyorsun. Ayrıca Esperanza Spalding’ in Grammy ödülü almasını cazın yeniden eski güzel günlerine dönmesinin bir işareti sayabilir miyiz? Bu gelişmeler ışığında Türkiye’de ve Dünya’da cazın geleceği konusunda ne düşünüyorsun?

Bunların hep güzel, olumlu gelişmeler olduğunu ve umut verdiğini ama daha yapılacak çok şey olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de özellikle, hala bilinçsiz dinleyici ve müzisyenler var, caz okullarımız yok, mekan azlığı son dönem yeni yerler açılsa da hala bir sorun… Yine de iyimserim, güzel şeyler olacağına inanmak istiyorum.

Çok teşekkür ediyorum!

Elif Çağlar’a resmi websitesi www.elifcaglar.com , Facebook resmi sayfası ve Nu-DC websitesi ‘den ulaşabilirsiniz.

Bir M.Görkem Yaşar röportajı